DÜNDEN BUGÜNE SÖĞÜTLÜ

SÖĞÜTLÜ DE DÜNDEN BUGÜNE GELENEKLERİMİZ

Evlilik 


Evlenme;Türk  Gelenekleri  ve  İnançlarına  göre , Halk  arasında  kutsal  kabul  edilen  bir  değerdir.Evlenmeyi  geciktiren  Delikanlı  ve  Kızlara  alaylı  şekilde  göndermeler  yapılır.”Kaluk”  sıfatı  yakıştırılır.Bir  tür  Sosyal  ve  Psikolojik  baskı  söz  konusudur.Evlilik  kurumuna  “Soyun  ve  Ocağın  sürekliliği    açısından  bakılır.Evliliklerde  önemli  oranda  “Görücü”  usulü  geçerlidir.Fakat  iki  tarafında  istekli  oluşuna  önem  verilir.Zorla  evlilik  oranı  çok  düşüktür.Hatta  genç  kızlar  istemediği  bir  delikanlıya  verilmek  istendiğinde  sevdiği  kişiye  kaçar.Kaçış  tamamen  kızların  iradesiyle  gerçekleşir.Zorla  kız  kaçırma  oranı    çok  düşüktür.Kızların  sevdiklerine  kaçmasından  dolayı  hiçbir  önemli  sorun  yaşanmamıştır.Kızı  kaçan  Anne-Baba “Beni  demeyen,beni  saymayan  nereye  giderse  gitsin” der.Kızların  kaçması  halinde  komşular  aracılık  yaparak  hısımların  arasını  bulmaya  çalışır.Kaçan  kızların  geri  alınması  gibi  bir  durum  söz  konusu  olamaz.  Çünkü  kaçıpta  Baba  evine  geri  dönen  bir  kızla  bir  daha  hiçbir  bekar  delikanlı  evlenmez.Barış  sağlandığında  “Süt  Hakkı” denilen  sembolik  bir  para  kızın  Ailesine  verilir.Buna  karşı  kız  tarafı  Oda     ve  yatak  takımıyla  her  türlü  süs  çeyizini  alarak  kıza  gönderirler.Normal  bir  evlilik  için  aşağıdaki  aşamalardan  geçilir;

 

Söz  Kesme


Oğlan  Annesi  önce  Gelin  Aday  araştırması  yapar.Güzellik  birinci  plandadır,ama  yetmez.Ağırbaşlılık,temizlik,saygı  ve  işlilik  diğer  aranan  özelliklerdir.Önce  bu  yönde  araştırma  ve  deneme  çalışmaları  yapılır.Delikanlının  veya Anne , Babasının beğendiği  gelin  adayının  evine  “Düğürcü”  gidilir.Damadın  Babası,vekil  ve  tecrübeli  kişilerle  birlikte  birkaç  bayan  Söz  almak  amacıyla  Gelin  adayının  evine  giderler.Ev  sahipleri  misafirlere  hoş  geldin  diyerek  oturma  odasına  alır.Erkekler  ayrı,Bayanlar  ayrı  odalarda  ağırlanır.Bir  süre  havadan,sudan  sohbet  sonrası  asıl  niyeti  ortaya  koymak  için,Damat  adayının  vekili  kişi  Kayınpeder  adayına ;” Neden  geldiğimizi,burada  bulunduğumuzu  sormayacakmısınız? “der. Kız  Babası  ise ;” Eve  gelen  misafire  neden  geldiği  sorulur mu? “ Diye  cevap  verir.Vekil  devam  eder  siz  sormasanızda  biz  yinede  söyleyelim ; Alahın  emri  Peygamberin  kavliyle   kızınızı, oğlumuza  istiyoruz,diye  devam  eder.Kız  Babası  uzun  süre  sessiz  kalır.Damat  tarafı  söz  almak  için  sıkıştırır. Kız  Babası” Hak  sahiplerine  soralım, Büyüklerime  bir  danışayım  bakalım  onlar  ne  derler,”diye  konuşmayı  keser.Düğürcüler  kalkıp  çıkarlar  gerekli  görüşmeler  yapılır.
Kız  Babası  ve  Annesi bu  konuyu  kızıyla  karşılıklı  konuşmaz.Kızının  samimi  arkadaşıyla  görüşürler.Kızın  istekli  olup  olmadığını  sorarlar  ve  niyetini  öğrenirler.
Büyüklere  dost  ve  akrabalar  bu  durum  sorulur  ve  niyetleri,tavırları  öğrenilir.Ama  Kızın  tutmu  belirleyicidir.Amaç  Akrabaların  da  gönlünü  almaktır.Düğürcüler  bir  daha  geldiklerinde  tekrar  ne  düşünüldüğü  sorulur,cevap  olumlu  olduğunda  “Kısmet  ise  olur”  diye  cevap  verildiğinde  bu  evet  anlamına  gelir  ki,”Söz  Kesilmiştir”  ve  “Söz  Ekmeği” için   uygun  gün  belirlenir.Söz  Ekmeği  kız  evinde  yenilir.Kız  ve  Damadın  yakın  çevresi  çağrılır.Kahvaltı  türü  yiyecekler  hazırlanarak  aynı  anda  birkaç  farklı   odada  çaylar  içilip  kahvaltı  yapılır.Bu  işlemler  yapılırken  Gelin  ve  Damat  adayları  üçüncü  şahısların  nezaretinde,Nikah  öncesi görüşerek  birbirlerine  şartlarını  söyleyip  ilerde  bir  aksaklık  meydana  gelmemesi  için  bir  tür  önlem  almış  olurlar.Böylece  Gelin  ve  Damat  “Sözlenmiş”  olurlar.

 

Dua (Doğa)  ve  Nişan 


Dua  ve  Nişan  için  gün  ayarlanır.Her  iki  uygulama  aynı veya  farklı  günlerde  yapılabilir.Öğle  namazını  müteakiben  yine  kız  evinde  Nişan  Töreni  başlar.Damat  ve  Gelin  misafirlerin  olduğu  salona  oturtulur. 
Takı  ve  hediyeleri  getiren  misafirler  bir  müddet  yapılan  eğlence  sonrası  Damat  ve  Geline  verirler.Ve  Bayanlar  eğlenceye  devam  ederler;  Def  çalarak  Halk  Oyunları  oynar , Damat  ve  Gelini  oynatırlar. Akşam  olduğunda  ise  “Dua (Doğa)  Töreni  yapılır.Dua  bir  Dini  Nikah  uygulamasıdır.Duada  Erkek  ve  Kız  tarafından  birer  vekil  ki,  bunlar  Gelin  ve  Damada  Nikahta  şahitlikte  yaparlar.Aynı  zamanda  Muhtar  ve  İmamda  Nikahta  hazır  bulunurlar.İmam  Gelin  ve  Damada  ayrı  ayrı  Evlenmek  isteyip  istemediklerini  sorar,her  iki  taraftan  evet  cevabını  aldığı  takdirde  Şahitlere  dönerek  “Siz  bu  duruma  şahit misiniz” diye  sorarak  durumu  onaylatır.Nikah  Duasını  okur ve  birtakım  farklı  Ayet  ve  Dualar  daha  okuduktan  sonra  Kıza  verilmesi  gerekli ”Mehir”miktarını  belirleyerek  Damadın  Geline  borcu  olan  Altın  miktarı  karara  bağlanır.Ayrıca  Kızın  Annesine  verilmesi  gerekli  olan “Süt  Hakkı” da  tespit  edilir.Süt  Hakkı  cüzi  bir  paradır.Ayrıca  Dua  Töreninde  Yemekler  hazırlanır  ve  misafirlere  ikram  edilir. Yemekleri  hazırlayan  Aşçı  Kadın’a “Keyveni” denir.Keyveniye  Damat  vekillerince  Bahşişler  verilir.
İmam  Dini  Nikahı  kıyarken, bu  nikaha  karşı  olan  herhangi  bir  kişinin  nikahı  engellememesi  için  kapılar  sıkı  sıkı  kapatılıp,sağ-sol  kontrol  altına  alınır ve  Nikah  öylece  kıyılır.Olur da  Nikah  kıyılırken  Nikahı  istemeyen  kişi  bir  Çakı  Bıçağını  bu  esnada  kapatırsa ,ilmik  atarsa  veya  makas  ve  kilit  kapatırsa,eller  bağlanırsa   bu  nikahın  tehlikeye  gireceği  düşünülür ,nasiplerin  bağlanacağına.  gençlerin  birbirlerini  sevmeyeceği  aralarında  soğukluk  olacağı  kanaati  yaygındır.
Dua  sonrası  Gelini  Erkek  kardeşi  üzerine  Peşkir  kapatılmış  Şerbet  Sürahisini  getirir.Misafirler  artık  Şerbetlerimizi  içelim  dediklerinde  hemen  verilmez,Bahşiş  alındıktan  sonra  peşkir  kaldırılarak  Şerbetler  bardaklara  konup  Düğürcülere  ikram  edilir.Peşkir,  Bahşişi  veren  kişiye  hediye  edilir.
Dua  yapıldıktan  sonra  aynı  akşam  gelin  ve  Damadın  görüşmesine  izin  verilir.Damat  Gelinle  buluşmaya  geleceğini  öğrenen  mahalle  gençleri  takip  ederek  Damadı  yakalamaya  çalışırlar.Eğer  Damat  bu  esnada  tutulabilirse  büyük  miktarda  vereceği  bahşiş karşılığ gelinin  yanına  gitmesi  için  serbest  bırakılır.Mahallenin  gençlerine  yakalanmadan  Nişanlısının  yanına  giden  Damat  adayı  daha  sonra  O  gençlerle  alay  eder.Nişanlılık  süresince  Damadın  yakalanmasına  çalışılır.Düğüne  kadar  Damat  Nişanlısının  yanına  gündüz  ve  aleni  gidemez,görüşmelerinde  gizlilik  esastır.Çünkü  bunu  gelinin  Babası  ve  Erkek  kardeşleri  istemez.

 

Kına  ve  Düğün


Düğün  için  evler  temizlenir,misafirler  için  yemek  hazırlıkları  yapılır,erişte  kesilip,yufka(fetir)  açılıp  siron  kesilir.Et  ihtiyacı  için  tosunlar  kesilir ve  hazırlıklar  tamamlanır.
Düğünden  bir  gün  öncesi  Akşamdan  Bayanlar  “Kına  Gecesi”  yaparlar.Damat  ve  Gelin  Salona  alınarak  eğlence  başlar.Geline  Kına  yakılır  eli  sarılırken  para  konur.Hediye ve  Takılar  takdim  edilir.Bunun  yanında  Damat  tarafının  aldığı  Fındık,Fıstık,Leblebi  ve  Kuru  Üzüm  karışımı  çerezler  misafirlere  ikram  edilir.Eğlenceye  devam  edilir.
Düğün  öncesi  komşuların  ziyareti  ve  görmesi  için  bir  odada  Çeyiz sergilenir.Özellikle  genç  kızlar  çeyizi  görmek  için  akın  akın  ziyarette  bulunurlar.
Diğer  yandan  aynı  akşam  Muhtar ,İmam ve  Bir  Öğretmenle  birlikte  Düğün  sahiplerinin  vekilleri ,Kız  evine  giderek  Kızın  Çeyizini  Tutanak  altına  alırlar.Yeni  evlenecek  gelin –güveyin  Yatak  Odasına  ait  eşyaların  tamamı ,Çeyiz  Sandığı,Süsleme  malzemeleri  ve  Dikiş  Makinası  Gelinin  Ailesi  tarafından  alınırken  diğer  bütün  eşyalar  Damadın  ailesince  sağlanır.Yapılan  tutanakta  bütün   eşyalar  tek  tek yazılıp  fiyat  tespiti  yapılır.Çeyiz  yanında  Ziynet  Eşyalar  ve  Kızın  Anne,Baba,Kayınata  ve  Kayınanasının  verdiği  taşınır  taşınmaz  mallarda  Tutanağa  ilave  edildikten  sonra,yemek  yenir.Çeyiz  bazen  yazıldığı  günü,bazende  bir  gün  sonra  sabah  ve  Düğün  öncesi  Damat  evine  götürülür.Çeyizin  götürülmesi  sırasında  Kızın  Erkek  Kardeşi  Çeyiz  Sandığına  oturur  istediği  parayı  almadığı  sürece  oradan  kalkamaz.Buna  “Sandık  Parası” denir.
Düğün  günü  Oda  veya  Salon  tutulur.Damat  ve  Savdıç  arkadaşlarıyla  oraya  yerleşir  ve  eğlenceyi  başlatırlar.Davul-Zurna  çağrılmadığı  durumlarda  Kasablı  gençler  ağızdan  türküler  söyleyip,  halk  oyunları  oynar  ve  tiyatro  oyunları  sergilerler  ki  bazen  bu  gösteriler  bir  hayli  ağırda  olabilir,Özellikle  şiddete  dayalı  oyunlar  da yapılabilir.
Düğün  Odasına  gelenleri  Damat  ve  Savdıç  ayağa  kalkarak  ve  mendille  ağızlarını  kapatarak  karşılar.Bu  bir  saygı  işaretidir.Misafir,  Damat  ve  Savdıça  otur  demediği  müddetçe  oturmazlar.Bazen  Damat  kaçırılarak  bahşiş  alınır.Gelin  almaya  gidildiğinde  Gelinin  alınacağı  evin  kapısı  Kardeşi  tarafından  kilitlenir  ve  açılmaz.”Kapı Parası”denilen bahşiş istenir.Ne  zaman  istediği  bahşişi  alırsa   kapıyı  açarak  Düğürcülerin  eve  girmesine  izin  verir.Bir  süre  sohbetten  sonra  yemek  yenir.Misafirler  gelini  çıkarmak  için  kalkarlar.Gelin  Babasının,Annesinin,Büyüklerinin  ellerini  öper,Akraba  ve  kardeşleriyle  görüşür  helalleşir  ve  ağlayarak  çıkarılır.Eskiden  Gelin  Alayı  Atlılardan    oluşturulurmuş.Damadın  yakını  Kadınlar  Gelini  almaya  giden  guruba  iştirak  eder ve  bunlara ”Yenge “  denir,Düğüne  iştirak  anlamında ”Yenge  Binmek”  ismi  verilirmiş.Erkekler  Cirit  Oynayıp  güreş  tutarak  düğün  Alayına  katılırlarmış.Şimdi  ise  Düğün  Alayının  önü “Sırık  Atma” denilen   yöntemle  kesilir ve  zarf  içinde  para  alınır.Ruhsatlı  silahı  olanlar  Karakoldan  izin  alabilirse  Düğün  Alayının  önünde  silah  atar.   Gelin  Damat  evinin  önüne  getirildiğinde  Damat, Savdıç  ve  Arkadaşları  gireceği  kapının  tam  üzerine  gelmek  üzere  dama  çıkarlar.Gelin  içeri  girerken  kafasından  şeker  ve  para  serpilir.Damat  ve  arkadaşları  oradan  ayrılarak ,eğlence  odasına  giderler.Yatsı  namazı  sonrasına   kadar  süren  eğlence  bitince  Damat  Gerdek  odasının  önüne  getirilir.İmam  dua  okurken  Savdıç  Damadı  korumaya  çalışır.Dua  biter  bitmez  tekme  tokatlarla  Damat  odaya  alınır.Böylece  Düğün  sona  ermiş  olur.Gelin  Babasının  evinden  getirdiği    yün  çorap,havlu,yazma  ve  benzeri  eşyalardan  Damadın  yakın  akrabalarına  hediyeler  hazırlayarak  gönderir.
Düğünden  bir  hafta  sonra “Sini  Bağlanarak”  Gelin  ve  Damat  Gelinin  Ailesini  ziyarete  giderler  ki  buna  “Geriliğe  Gitme” denir.Damat  ve  Gelin  el  öptükten  sonra  birkaç   gün  misafir  kalırlar.Evlerine  dönerken  “Mayalık “  denilen  Sığır  cinsi  hediyelerini  alıp  gelirler.

 

Doğum


Çocuklar  evin  şenliği,ailenin  mutluluk  kaynağı,Ocağın  sürekliliğinin  teminatıdır.Bu  yüzden  yeni  evlenen  çiftlerden  Aile  ve  çevre  hemen  çocuk  yapmalarını  beklemektedir.Çocuğu  olmayan  çiftler  için  Ziyaretgahlara  ve  Yatırlara  gidilmekte,kurbanlar  kesilmekte  ve  dualar  okunmaktadır.Yaşlı  Bilge  Kadınlar  Gelinin  Çocuğunun  olması  için  birtakım  fiziki  uygulamalar da  yapmaktadır.Çocuğu  olmayan  Ailelere ”Ocağı  battı,Yuvası  söndü”  gibi  ifadeler  kullanılmaktadır.Çocuk  bekleyen  Anne  Adayına  Kayınvalide,Elti  ve  Görümcelerle  birlikte  bütün  komşular  elinden  gelen  yardımları  yaparlar  ona  destek  olurlar.Bir  dediği  iki  edilmez,bütün  istekleri  yerine  getirilir.Özellikle  Anne  Adayının  istediği  bütün  yiyecekler  temin  edilir.
Eğer  istekleri  karşılanmazsa  çocuğun  psikolojik  durumunun  bozuk ,sakat  ve  eksik   olacağına  inanılır.Bu  döneme ”Aş  Yerime : Aş  Erme”  denir.
Çok  önceleri  Doğumlarda  köyün  yaşlı  ve  tecrübeli  kadınları  ebelik  yapardı.Çocuğu  verilen  ilk  adı da ”Göbek Adı”  bu  ebe  verirdi.Özellikle  Kirve  ve  Ebe  Çocuğun  Anne  ve  Babasından  sonra  değer  verdiği  saygın  kişiler  olarak  hayatında  önemli  yerler  edinen  kişilerdir.Ebe  ve  Kirveye  hürmet  ve  saygı  ömür  boyu  sürerdi.Çocuğun  adını  genellikle  Ailenin  en  büyüğü  Dede,Nine,Amcalar,Baba  ve  Anne  sırayla  koyma  şansına  sahiptir.Ad  verilirken  soydan  daha  önce  yaşamış  ve  hayatta  olmayanların  isimleri  konmaktadır.İsimde  diğer  dikkate  alınan  anlayış; Din  Önderlerinin  adları  ,son  yıllarda da  Türk  Tarihinin  kahramanlarının  adları  yaygın  olarak  verilmektedir.Kasaba’da  kullanılan en yaygın isimler:Mehmet,Ahmet,Mustafa,Hasan,Hüseyin,Muhammet,Adem,Emine,Fatma,Ayşe  adlarıdır.Ebe  Çocuğun  bir  kulağına  ezan, diğerine  kaamet  okur.Göbeği  kesilir  ve  Çocuğun “Eşi”  derin    şekilde  toprağa  gömülür.Anne  ve  Çocuk  kırk  gün  boyunca “Al Basmaması”  için  korunur,yalnız  bırakılmaz.Beşiğin  kenarına  Babanın  ceketi   bir  bıçak  veya  makas  konur.Amaç  “Al  Karısı”  Anne  ve  Bebeği  rahatsız  etmesin.Kırk  günü  doldurmayan  Bebeğe  “Kırklı” denir.Çocuğun  doğumunun  kırkıncı  günü “Kırklama” denilen  yıkanma  töreni  yapılır.Çocuk  leğene  oturtularak  başı  üzerinde  tutulan  kevgirinin  için  tesbih  ve  tarak  konarak  üzerlerinden  su  dökülür.Dua  ederek  çocuk  yıkanır.Bu  esnada  Anne” Arılık  duruluk, Sular  enişe  Oğlum-Kızım  yokuşa”  “Yavrum  Kırklara  karışasın”“Çıktı  Kırkı ,Gitti  korku”  der.Çocuk  bakımı  konusunda  “Kundak” yapılır  ve  “Höllük”  denilen  toprağa  sarılır.  Çocuğun  Annesi  Bebeğini  büyüklerinin  yanında  sevmez,gerekli  olmadıkça  kucağına  almaz.Kayınpeder  ve  Kayınvalideye  bu  bir  saygı  ifadesi  olarak  değerlendirilir.Çocuğun  Babası  Anne  ve  Babasının  yanında  gerek  Hanımıyla  gerek  Çocuğuyla  çok  gerekli  olmadıkça  konuşmaz,çocuğunu  kucağına  alıp  sevmez.

 

Sünnet


Öncelikle  Çocuk  pspkolojik  olarak  hazırlanır,razı  edilir.Sünnet  olmanın  erkekliğin  bir  gereği  olduğu  yaklaşımı  çocuğu  etkiler,İhtiyaçları  karşılanır,Giyim  kuşamı  tamamlanır.Yatağı  yorganı  düzenlenip  süslenir.”Çocuğun “Kivra” sı  belirlenir.Yemekler  yapılır.Kasaba  halkı  Sünnete  çağrılır.Önce  Çocukların  sünnet  işlemi  yapılır.Kivra  Çocuğu  Sünnete  hazırlar,Elbisesini  çıkarır.Kucağına  alarak  Sünnetçinin  yanına  götürür.Sünnet  işleminde  Sünnetçiye  yardım  eder.Sünnet  işlemi  bitince  Misafirler  yemeklerini  yedikten  sonra  Çocuğun  hediyelerinin  verilmesi  işlemine  geçilir.En  önemli  hediyeyi  Kivra  getirir.Diğer  misafirlerde  takı  ve  hediyelerini  verdikten  sonra  tören  biter.Birkaç  gün  sonra  Kivra  ve  Ailesi  “Sini  Bağlayarak:Yiyecek  Donanımı”  ile  Çocuğu  ziyarete  gelirler.Hediyelerini  takdimden  sonra  yemek  ve  sohbet  faslına  geçilir.Daha  sonra  Çocuğun  tarafı  Sini  Bağlayarak  iadei  ziyarette  bulunur.  

 

Asker  Uğurlama


Askerlik  Görevinin  yapılmasına  Erkek  Hayatının  en  önemli  görevi  olarak  değer  verilir.Askerliği  bir  şekilde  yapmamış  olanlara  Psikolojik  ve  Sosyolojik  baskı  yapılır.O  kişiye  eş  değer  bir insan  olarak  bakılmaz,yadırganır,küçümsenir,yarım  insan  muamelesi  gösterilir.Hastalık  nedeniyle  Askerlik  görevini  yapamayanlara  halk  acır,önemli  bir  görevi  tamamlayamadığı,Askerlik  tecrübelerinden  yararlanamadığı  için  onun  adına  üzülürler.Askerlik  Kurumuna  “Peygamber  Ocağı”  nazarıyla  bakılır.Bir  Aile  için  Oğlunun  seçeceği yegane  meslek   “Subaylık” tır.Erkek  Çocukları  bu  yönde  yetiştirilir.Ailenin  öncelikli  olarak  erkek  evlat  istemesinin  en  önemli  nedeni  vatanın  savunulmasında  ve  korunmasında  önemli  bir  rol  üstlenmesinin  gereğidir.Aile  Oğlunun  askere  gidişini  bir  bayram  gibi  kutlar.Askere  gitmeden  bir  ay  önce  Asker  Adaylarının  tamamı  Kasaba’ya  döner.Bu  süre  Kasaba’da  geçirilir.İsimleri  Cami  girişi  ve  Kahvehane  kapılarına  yazılıp,asılır.Her bir  Asker  Adayı  farklı  günlerde  akşamları  evlerinde  yemekler  hazırlayarak  diğer  arkadaşlarını  ağırlarlar.Yine  yemek  sonrası  birlikte  oyunlar  oynayıp  eğlenirler.Yaylaya  çıkıp  “Elfene” yaparlar.Ardından  Asker  yakınları  Gençleri  evlerine  akşam  yemeklerine  çağırıp  onlara ikramlarda  bulunurlar.Son  günü  Kasaba  halkı  toplanarak  Askerleri  uğurlar.İmam  Dua  okur.Halkın  tamamı  gücünün  yettiği  oranda  para  yardımında  bulunur.Bunu  bir   şahsi  borcu  olarak  görür.Askerlerin  izine  gelip  dönmeleri  sırasında  da  yine  harçlık  vermeden  gönderilmezler. 

 

Ölüm

 

Ölüm  vakası  olduğunda  Camiden  “Sela” verilir  ve  ölen  kişinin  adı  zikredilir.Kasabanın  gençleri  kazma  ve  küreklerini  alarak  gidip  mezar  kazarlar.Mertek  ve  tahtalar  hazırlanır.Kasabada  hemen  herkes  haber  programı  dışında  Televizyon  izlenmez .Düğün  ve  Nişanlar  ertelenir  veya    aciliyet  varsa ölü  sahipleriyle  görüşülüp  gönüllerini  hoş  tutarak  bu  işlemi  devam  ettirirler.
Herhangi  biri  ölüm  olayı  gerçekleştiğinde  hemen  herkes  taziyeye  gider.Öncelikle  aklı  keser  kimseler  Ölü  yakınlarını  sakinleştirici  konuşmalar  yaparlar.Erkeklerde  ağlama  olayı  azdır  ama  özellikle  ağlama  Kadınlarda bir  gelenek  ve  zorunluluk  olarak  kabul  edilir.Hatta  ölümlerde  ağlamayan   kişiler  kınanır.Özellikle  ağıtlar  yakanlar  dilden  dile  dolaşır.Ölü  sahibi  erkekler  yaklaşık  bir  ay  “Yas”  tutmak  için  Sakal  tıraşı  olmazlar.
Cenaze  evine  konu  komşu  yemekler  hazırlayarak  getirir  ve  cenaze  sahipleriyle  birlikte  taziyeye  gelenlere  ikram  ederler.Cenaze  sahipleri  yaklaşık  bir  hafta  evlerinde  yas  dolayısıyla  yemek  yapmadıkları  için  Komşular  bu  zaman  zarfında  eve  yemek  getirirler.Ölü  evinde  üç  gece  ışıklar  sürekli  yanar.Beşinci  ve  yedinci  gün  mevlit  okutulur.40.  günden  sonra  “Can  Aşı”  denilen  yemek  verilir  ve  hemen  herkes  yararlanır.Yas  süresi  dolduktan  sonra  Ölü  yakınları  ölen  kişi  için  “Can  Aşı”  denilen  yemekler  yaparak  konu  komşuya  dağıtır  ve  evde  yemekler  ikram  edilir.”Iskat”  denilen  ibadet  borçlarının  karşılığı  yoksulara  para  dağıtılır.İskat   yemin,oruç,kul  hakkı  ve  hayvan  hakkı  borçları  karşılığında  verilir.

 

 Yağmur  Duası
Yağmur  yağmadığında  Hocaların  ve  Büyüklerin  girişimiyle  Cuma Yağmur  Duasına”  çıkılır.Kasabadan  erzak  toplanır , arazide  “Bulgur  Pilavı”  pişirilir.Kasabada  hiç  kimse  kalmaz,hemen  herkes  ve  özellikle  çocuklar  meraya  götürülür  ki  onların  günahları  az  ve  dualarının  daha  çok  kabul  olacağına  inanılır.Ayrıca  hayvanlar da  getirilerek  sınıf  sınıf  ayrılır.Dua  için  ayakkabı  giyilmez,erkekler  başlarını  kapatmaz.Herkes  birbiriyle  helalleşir.Helalleşme  olmadan  yağmur  yağmayacağı  düşüncesi  hakimdir.Hoca  dua  okurken  herkes  kollarını  öne  doğru  uzatır,avuç  içleri  yere  bakar.Dua  sonrası  topluca  yemekler  yenir.  

 

 Büyücülük , Falcılık , Cincilik.
Her  toplum  biriminde  olduğu  gibi  Kasaba’da  Problemlerini  büyü,fal  ve  cincilikle  çözmeye  çalışanlar  olmuş  ve  olacaktır.Ancak  gitgide  önemi  azalmaktadır.
Hasta  olan  İnsanlara  Şeker  okutulup  yedirilir.Hocalara  iplik  bağlatılarak  tedavi  olacağına  inanılır.Yine  Hastalanan  hayvanlara  tuz,arpa  okutulup  yedirilir  veya  okutulmuş  yumurta  alnına  vurularak  iyileşme  sağlanacağına  inanılır.Dağda  kalmış  evcil  hayvanları  yaban  hayvanlarından  korumak  için  “Veşşemsi”  okunarak “Kurt Ağzı  Bağlama” adı  verilen  işlem  yapılır  ve  bir  bağ  düğümlenir.Böylece  Kurtların  kaybolan  hayvanı  yemesinin  önüne  geçildiğine  inanılır.Evcil  hayvan  bulunmuş  ise  Yaban  Hayvanlarına  günah  olmaması  için  düğüm  çözülür.
 

Nazar –Göz-Değmesi 


Nazar; başkasının iyi  oluşunu  veya  güzelliğini ,malını  mülkünü  çekemeyip ,kıskanan  insanların  etkisi  olarak  inanılır.Kıskanç  kişi  bir  güzellik  karşısında  kendini  bulmuş  ise  ve  maşallah  demeden  ona  bakmış  ise  kesinlikle  o  varlık  hastalanır,zarar  görür,sağlığı  zaafa  uğrar  diye  inanılır.Nazarı  etkili  olan  kişiler  sayılı  ve  bellidir.Çünkü  onların  kalbi  karadır.
Nazarın  etkisini  gidermenin  yoları  vardır.Bunlardan  birisi  “Kurşun Dökme”  diğeri  ise “Muska”  yaptırmaktır.Nazara  uğramış  kişi  oturtulur.Başı  üzerine  bir  kapta  su  tutulur,eritilen   kurşun  bu  suya  dökülür.Kurşunun  suda  aldığı  şekle  göre  yorum  yapılır.Bu  şekil  bir  yılan  veya  Kurbağa  ve  başka  hayvan  biçimi  olabilir.Gidermek  için  Dualar  okunur.Nazara  en  çok  uğraması  muhtemel  kişilerin  Çocuklar  olacağı  düşüncesiyle  onlara  Muskalar  yazdırılır.Hayvanlara  mavi  boncuk  takılır. Nazar  Tütsüsü;Nazardan  şüphe  edildiğinde  Nazarının  geçtiği  düşünülen  kişinin   giysisinden  bir  parça  alınır  yılan  derisi(hav),süpürge  çiçeği,  ve  bal  cürufu  birlikte  yakılıp  hastaya  tütsü  yapılır veya  ismi  bir   kağıt  parçasına  yazılarak  ateşte  yakılır  veya  bir  miktar  okunmuş  tuz  hastanın  başında  dolaştırılıp  sonra  ateşe   serpilir,bu esnada  ihlas  okunur.

 

  Al  Basması 


Özellikle  Doğum  yapan  Kadınların  ve  yeni  doğan  Bebeklerin  düşmanı  olduğu  kabul  edilen  bir  varlıktır.Diğer  adı “ Al  Karısı”  olan  bu  varlık  görülmese  bile  etkileri  söz  konusudur.Al  Basması  doğumu  takip  eden  kırk  gün  içinde  geçerli  olan  bir  olaydır.Bu  süre  içinde  Loğusa  Kadın  ve  Bebek  gece-gündüz  yalnız  bırakılmaz.Al  Basmasını  önlemek  için  Beşiğin  yanına  Babanın  bir  giysisi ,makas  veya  bıçak  yani  metal  türü  bir  eşya  konur.Çocuk  rahatsızlanmışsa  “Basık”  denir  ve  mum  dökülür.Mumun  aldığı  hayvan  şekline  göre  hangi  hayvanın  bastığı  ortaya  çıkar.Çocuğu  olup ta  yaşamayan  Ailelerin  Çocuğu  bir  cenaze  olduğu  taktirde  Bir  başka  ailenin  en  büyük  kız  çocuğunun  kucağına  verilir.Cenaze  mezarlığa  giderken  Cenazenin  önünden  geçirilir  ve  böylece  yaşayacağına  inanılır.

 

  Dini  Bayramlar


Ramazan  gelmeden  önce  evlerde  genel  temizlik  yapılır,Özellikle  bozulma  özelliği  olmayan  sahur  yemekleri  hazırlanır.Büyük  miktarlarda  yufkalar-fetir  açılır  ve  hafif  ateşte  pişirilerek hazır hale getirilir.Ramazan  boyunca  sahurda  bundan  börek  yapılarak  yenir.Ayrıca  Fetirler  rulo  yapılarak  küçükçe  kesilip tepsiye oturtulur.Siron denilen bu yemeğin üzerine  yoğurt  ve  tereyağı  ekilerek  afiyetle  yenir.Yine  yaş  yufkalardan  ev  makarnası  yapılarak  kurumaya  bırakılır  veya  fırında  kavrularak  “Erişte”  yapılır.Kaysı  ve  Kak’tan  hoşaflar  hazırlanır.
Kadın,Erkek  ve  aklı  kesen  hemen  herkes  teravih  namazına  aksaksız  gitmeye  çalışır.Kasaba’ya  bir  enerji  ve  canlılık  gelir. Küs  ve  dargınlar  barışır.Arefenin  bir  gün  öncesine “ Şerefe” günü  denir.Baba  Ailede  hemene  herkesin  acil  ihtiyacına  göre  üst-baş  alır.Evlerde  yine  genel  temizlik  ve  bayram  yemeği  hazırlıkları  tamamlanır.Çocuklar  yıkanır.Arefe  günü  veya  bayram  günü  mezarlıklara  gidilerek  Kuran  ve  Dualar  okunur.Kız  çocukları  ve  Kadınlar  akşamdan  ellerine  Kınalar  yakarak  yatarlar.Bayram  sabahı  hemen  herkes  erkenden  kalkıp , yeni  giysilerini  giyer. Erkekler  Bayram  Namazı  için  Camiye  giderler.Namaz  çıkışı  Bayramlaşma  cami  önünde  başlar.Bu arada  evlerde  yemekler  hazırlanmış  sofralar  kurulmuştur.Birbirine  akraba  aileler  sofralarını  yaşça  en  büyük  kişinin  evine  getirerek  erkek  ve  kadınlar  ayrı  ayrı  odalarda  ortak  olarak  yerler.
Yemek  sonrası  çocuklar  Ane  ve  Babalarının ,büyüklerinin  ellerini  öperek  harçlıklarını  alıp,  Kasabada  şeker  toplamaya  çıkarlar.Çocukların  hepsi  ne  kadar  ev  varsa - önce  yakın  akrabalardan  başlayarak-dolaşır  büyüklerin  ellerini  öperek  şekerlerini  alırlar  hatta  “en  çok  benim  şekerim  var “ demek  için  yarışırlar.Büyükler  evlerde  oturarak  Bayramlaşmaya  gelecek  küçükleri  beklerler.Fakir , öksüz  ve  yetim  çocuklara  daha  fazla  hediyeler  verilir.Akşam  ise  yeni  evli  çiftler  ve  nişanlı  olanlar  Kayınvalide  ve  Kayınpederle  Bayramlaşmaya  giderler.
Kurban  Bayramını  kutlamalarının  Ramazan  Bayramından  farkı  Kurban  kesilmesi  ve  Bayramlaşmanın  gecikmesi  yanında  Kurban  kesimi  sonrası  bir  pay  ayırarak  Çocuklara da  et  dağıtılmasıdır.
Hicri  takvimin , Muharrem’in  ilk  günü  tatlı  ve  ekmek  türü  yiyecekler  yapılır  ve  içine  para  konur.Yendiğinde  kimin  payına  para  çıkarsa  yeni  yılda  onun  nasibinin  açık  olacağına  ,yeni  yılın  ona  iyi  geleceğine  inanılır.Ayrıca  Ailenin  en  yaşlı  Hanımı  yani  Babaanne  sabah  erken  kalkar  dualar  okuyarak  Ahırdan  bir  Koyun  çıkarır.Bir  kaba  Tuz  koyup  Koyuna  yalata yalata  Bütün  Çocuklarının  evlerini   Koyunla  birlikte  ziyaret  eder.Amaç  evlere  bereket  gelsin,rızık  kapıları  açık  olsun.